|
Depresyonun ılımlı formlarında hastaların duygulanımlarında
bir sığlaşma ortaya çıkar, hasta yaşantılarına her zamanki
tepkisini verememeye başlar. Şakalara eskisi gibi gülemez,
eskiden zevk alarak yaptığı etkinliklerden eskisi gibi zevk
alamaz ve grup içinde eskisi kadar konuşmaz.
Depresyon arttıkça hastalar kendilerini mutsuz, elemli ve
kederli hissetmeye başlar. Kafaları kasvetli düşüncelerle
dolar, her şeyin kötü tarafını görme eğilimindedirler.
Depresyonun başlangıç dönemlerinde hastalar bu düşünce
uğraşlarından uzaklaştırılabilirler ve normal neşelerine
yeniden dönebilirler. Bu aşamada destek ve içini rahatlatma
girişimleri, hastada geçici bir düzelme yaratabilir fakat
depresyon ağırlaştıkça bu durum giderek zorlaşır, hiç bir
şey hastanın rahatlamasını ve içinde bulunduğu ruhsal
durumdan kısmen de olsa uzaklaşmasını sağlayamaz.
Depresyon ilerledikçe hastalar kolayca ağlamaya başlarlar ve
bu durumun denetlenmesi giderek güçleşir. Her hangi bir
sempatik yaklaşım, hastayı gözyaşı içinde bırakabilir.
Bununla birlikte depresyon ağırlaştıkça hastalar
ağlayamadıkları bir aşamaya gelirler ve ağlarlarsa
iyileşebileceklerini düşünmeye başlarlar.
Hastalar her şeyin kötü tarafıyla meşgul olmak yanında, her
şeyi değersiz, anlamsız ve boş olarak görürler. Gelecekten
ümitsizdirler, geçmiş anlamsızdır. Çoğu kez hiç bir zaman
iyileşmeyeceklerini, doktorların çabasının boşa zaman
harcamak olduğunu düşünürler.
|