|
Yaşam
olaylarının ve çevresel streslerin depresyon gelişimindeki
rolü konusunda genel bir görüş birliği bulunmamaktadır. Bazı
klinisyenler yaşam olaylarının depresyon gelişiminde
birincil ve temel bir role sahip olduğunu düşünürken, bazı
klinisyenler de depresyonun başlamasında yaşam olaylarının
yalnız sınırlı bir role sahip olduğunu ileri sürmektedirler.
Ancak yaşam olaylarının ve
stres etmenlerinin varolan depresyonun iyileşmesini
güçleştirdiği ve tedavinin başarılı olma şansını azalttığı
da bilinen bir gerçektir.
Psikososyal stres etmenleri ile depresyon arasındaki
ilişkiyi araştıran çalışmalarda bazı yaşam olaylarının
depresyonun ortaya çıkması ile ilişkili olabileceği
düşünülmekle birlikte genel bir sonuca varılamamıştır.
Tekrarlayan bir hastalık olan depresyonun ilk atağının bir
yaşam olayı sonrası başlaması sonraki ataklara göre daha sık
görülen bir durumdur. Fakat depresyonun başlamasına neden
olan yaşam olayları çoğu zaman özgül değildir, yani bu
olaylar herkeste depresyon başlamasına neden olmaz; ancak
biyolojik ve ruhsal yatkınlık varsa bozukluk gelişmektedir.
"11 yaşından önce anne ve/veya baba yitimi"nin
yaşamın sonraki yıllarında depresyon gelişimine yol açtığı
oldukça yaygın kabul görmektedir. Depresyonun başlaması ile
en çok ilişkilendirilen çevresel stres ise "eş yitimi"dir.
|