Bazı insanlar hiçbir şeyden memnun olmazlar. Her
şeyde eleştirecek bir şeyler bulur, sürekli bir şeylerden
yakınırlar. Yanlarında kendinizi mutsuz hissedersiniz,
içdünyanıza adeta karanlık çöker.
Kişilik yapısı açısından bakıldığında sızlanmacı
tutum ve davranışlar yalnız belli bir kişilik tipine sahip
insanlarda görülmez. Sızlanmacı tutum ve davranışlar en çok
pasif agresif, depresif, narsistik ve obsesif kişilik
yapılarında görülür. Bunların her birinin kendine özgü
sızlanma biçimleri vardır. Pasif agresif kişiler üzerlerine
düşen görevleri ve sorumlulukları yerine getirmeden sızlanıp
dururlar. Depresif kişiler ise tam tersi sızlanıp dursalar
bile ellerinden geldiğince sorumluluklarını yerine getirmeye
çalışırlar. Narsistiklerin söylenmeleri sızlanmadan çok
eleştiri tarzındadır. Kendisine yapılan haksızlıklarla, adam
yerine konulmadığı ve hakkının kendisine verilmediği ile
ilgili söylenip dururlar. Obsesiflerin sızlanmaları
çevresindekilerinin işleri yeterince özenli yapmadıkları ile
ilgilidir ve işlerin kendi istediği gibi yapılmamış
olmasından yakınırlar.
“Sızlanma” hemen her zaman psikolojik bir
gereksinimden kaynaklanır. Sızlanma bazı kişiler için “ne
kadar çok çektiğinin” ve bu nedenle doğal olarak bazı
şeyleri hak ettiğinin ifadesidir. Sızlanan kişi kendini bir
mağdur ve bir mazlum gibi görür. Bunu herkese
göstermek gereksinimi içindedir.
Sızlanma bazen sevgi arayışının, sevilme
gereksiniminin ifadesidir. Fakat bu tür insanların sevilme
gereksinimi doymak bilmeyen bir tarzdadır. Sanki hiç bir
şekilde giderilemeyen sevgi açlığı söz konusudur.
Değiştirilebilecek bir şey yoksa kabullenmekten
başka çare yoktur. Fakat sızlanmacı kişiler hiç bir zaman
kabullenemezler. Haksızlığa uğradığını, bulunduğu konumda
olmaması gerektiğini düşünürler.
Bir şeylerin değişecebileceğine özellikle
kendilerinin değiştirebileceğine inanmazlar. Sızlanmaları ve
hep başkalarını suçlayan tutumları ile adeta iç dünyalarında
derinlerde hissettikleri yetersizlik ve çaresizlik duyguları
ile baş etmeye çalışmaktadırlar.
Sızlanma bazen otoriteye açıkça söylenemeyen öfkenin
yansımasıdır. Sürekli yakınarak adeta başkalarından öfke
çıkarırlar.
Sızlanmacı insanlar çoğu zaman kendisinin
yapabileceği bir şeyin olmadığına, değiştirme ve yönlendirme
gücünün olmadığına inanırlar. Kendilerini çaresiz, güçsüz ve
ezik hissederler.
Hayatta büyük bir haksızlığa uğradıkları duygusuna
sahiptirler. Bu duygu onlarda bir yandan da her şeye hakları
olduğu, her şeyi doğal olarak hak ettikleri duygusu yaratır.
Hak ettiği duygusu bazen öylesine etkili olur ki hiçbir çaba
harcamasa da gereksinimlerinin karşılanması beklentisine
kapılır. Hatta o istemeden verilmesi gerektiğini düşünürler.
Olup bitenlerde kendisinin hiçbir sorumluluğu
olmadığını düşünür, sorunun yaşanmasının bütün sorumluluğunu
başkalarına yüklerler. Bu değerlendirme biçimi sorunu çözme
sorumluluğunun da başkalarına yüklenmesine yol açar.
Sorunlar içinde debelenip durdukları izlenimi
verirler. Çıkış yolu aramayacak kadar çözümsüz bir durumla
karşı karşıya olduklarını düşündükleri için kendileri bir
çıkış yolu aramadıkları gibi başkalarının gösterdiği çıkış
noktalarını da dikkate almazlar. Sorunların nasıl
çözülebileceği konusunda kafa yormazlar, akıllarına gelen
çözümleri ya da başkalarının önerilerini kolayca ve ustaca
etkisizleştirirler. Sanki büyük bir güç ya da sihirli bir el
her şeyi kolayca değiştirivereceği beklentisi içinde
gibidirler.
Sızlanmacı kişi ile baş etmeye çalışırken onun bu
tutum ve davranışlarının altta yatan nedenlerine ve kişilik
yapısına uygun çözüm aranması gerekmektedir. Bu nedenle
aşağıda tanımlanan yöntemlerin hangisinin yararlı olacağını
belirlerken karşınızdaki kişinin kişilik özellikleri ve
yaşanılan sorunun özellikleri dikkate alınmalıdır.
Öncelikle onun bakış açısını pekiştirmekten kaçının.
Konuşmanızda onun düşüncelerini haklı çıkaracak ifadelerden
uzak durun.
O size ballandıra ballandıra yakınırken
onu can kulağıyla dinlediğinizi gösterin. Mümkün olduğunca
güncel olan belli bir konuya odaklanmasını sağlayın. O
konuyla ilgili ek sorular sorun, ayrıntılarını öğrenmeye
çalışın. Gerektiğinde nazikçe sözünü keserek sorunu içiçe
geçmiş bir sürü sorun olmaktan çıkarmaya çalışın.
Sızlanmacı kişiler sorunları genelleştirmeye
yatkındırlar. Mümkün olduğunca bu yaklaşımını kırmaya
çalışın.
Onun söylediklerinin yersiz ve dayanaksız olduğunu
ısrarlı biçimde kanıtlamaya çalışmayın. Son derece mantıklı
açıklamalarınızı kolayca kabul etmesini beklemeyin.
Onun sorumluluklarını
üstlenmeyin ya da başkalarına yüklemeyin. Sorumluluklarını
yerine getirmesini yakından izleyin.
Ondan beklentilerinizde ve
isteklerinizde kararlı ve tutarlı olun. Beklentilerinizi
karşılamadığında (ki davranış değişikliği gösterene kadar
kolay kolay karşılamayacaktır) bunu kendiniz için büyük bir
hayal kırıklığına dönüştürmeyin. Onun beklenen davranışının
bu olduğunu herkese böyle davrandığını unutmayın.
Söylenip durduğuna bakmayın, pasif-agresif bir davranış
içine girmediyse söylenip dursalar da işleri sonunda
yaptıkları gözlenir.
Bir sorunla karşılaştığında sızlanmacı kişiler
sorunla ilgili kendisinin bir şey yapamayacağını düşünürler.
Adeta çaresizlik sarmalına kapılmış gibidir. Bu bakış
açısını kırmak için onunla birlikte çözüm üretmeye çalışın.
Gerekirse ilk adımı siz atın. Kendisinin bir şey
yapamayacağı duygu ve düşüncelerini aşmasına yardımcı olun.
Yazılı olarak
izin alınmadan alıntı yapılamaz.