|
Çocukluk döneminden gençlik dönemine geçişi ergenlik
dönemi olarak tanımlayabiliriz. Bu dönemde çocukta
fiziksel, psikolojik, duygusal ve davranışsal olarak
belirgin değişimler gözlemlenir. Bu değişimler öncelikle
ergeni yorar. Yeni bedenine, hızla değişen duygularına,
anlamsız davranışlarına uyum sağlamak ve bunları kontrol
edememek ergenin kafasını karıştırır. İşte bu nedenle bu
dönemde ergene karşı anlayışlı olunmalı ve bu dönemi
rahat atlatması sağlanmalıdır.
İçinde bunduğu ortamda kendini ve kimliğini gösterebilmek
için yoğun bir çaba gösterir. Onay alamamak, tercih
edilmemek, beğenilmemek yaptığı bir espriye gülünmemesi
bile onun kırılması ve mutsuz olması için yeterli
olabilir.Aile ile çatışmalar artarken arkadaşlar daha
fazla önem kazanmaktadır.
Ergenlik dönemindeki bu mutsuzluk döneminin uzun sürmesi,
iki haftalık bir süredir devam eden öfke hali,
huzursuzluk, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu,
unutkanlık, aşırı yeme ya da hiç yemek yemek istememe,
üzüntülü bir duygulanım,karamsarlık, içe kapanma (
sürekli yalnız kalma isteği ) , uyku düzeninde bozulma (
geç yatma ya da aşırı uyuma ) , arkadaşları ile görüşme
isteğinde ve kendine bakımda azalma, kendine güvensizlik
ve yaşamının bir anlamının olmadığı düşüncesi, aile ile
sürekli devam eden çatışmalar bir depresyonu gösteriyor
olabilir.
Bu dönemde depresyonla ergenlikteki mutsuzluğu
karıştırmamak gerekir. Hızla değişen duygulara bu dönemde
sık rastlanır. Bir anda öfkelenen, çılgınca davranışlar
gösteren ergen beş dakika sonra gülerek size şakalar
yapabilir. Bu davranışını bir problem olarak görmemeli ,
sadece geçiş döneminin tipik bir davranışı olarak
algılamalısınız.
Bu dönemde bir çok anne- baba birçok ergeni anlamakta
güçlük çeker. Ona nasıl yardımcı olacağını, onunla nasıl
konuşacağını bilemez. Ergenin tepkisel davranışları ile
ailede büyük çatışmalar, aile üyeleri arasında duygusal
kopukluklar ve ileriki yaşlara kadar devam eden iletişim
sorunları oluşur.
Bu dönemde yetişkinin yapması gereken ilk şey onun
ergenlik gibi zor bir dönemde olduğunu ve artık büyüdüğünü
kabul etmektir. Sınırlarına saygı duymalı, olumlu
yönlerini ortaya çıkarması için ona yardımcı olmalı ve
çözemediği sorunlarını hızla fark ederek yaşamsal
deneyimlerini paylaşmalıdır. Bunlar bir öğüt niteliğin
asla taşımamalı sadece sohbet içerisinde tatlı
paylaşımlar olarak kalmalıdır. Ergenlik dönemine girmeden
önce iyi bir anne- baba – çocuk iletişimi sağlanırsa bunu
başarmak çok daha kolay olacaktır. Eğer kendisi de isterse
sevdiği bir spor alanına yönlendirmek bu dönemi rahat
atlatmasına yardımcı olur.
Ergenlik döneminde yaşanan soruların çözümlenememesi
ergenin tüm yaşam sürecini olumsuz etkileyebilir. Bu
dönemde ergenin kendisini olumlu algılaması (
beğenmesi, başarılı görmesi, tercih edildiğini hissetmesi)
, karşı cinsle ilişki becerilerini geliştirmesi, toplum
içerisinde kim olduğu ve yerinin ne olduğunun farkına
varması , kendi bedenini tanıması gerekmektedir. Bu
özelliklerin ergenlik döneminde kazanılamaması
yetişkinlikteki sosyal yaşamda problemler yaşamasına ve
yaşam boyu mutsuz bir kadın/ erkek (anne / baba) olmasına
neden olacaktır.
Ergenlik döneminde terapi süreci reddedilebilir.
Kendisinde değil de ailesinde problem olduğunu öne süren
bir ergenin tedavi için zorlanmaması gerekmektedir.
Eleştiri ve öfke ile bu dönemde hiçbir problem çözülemez.
Terapi önerilecek bir ergene , bu terapiye ailecek
gideceğinizi, herkesin ailedeki rollerinin neler olduğunu
öğrenmesi gerektiğini , iyi ve mutlu bir aile olmak için
çaba göstermek istediğinizi iletin. Bu mesajınızı alan
ergen kendisini suçlanmış hissetmeyecek ve terapiye uyum
gösterecektir.
Psikolog Eda
Gökduman
Bağdat Caddesi Çatalçeşme
Mahallesi Turab Sokak No: 6 Kat: 3 Daire: 3
Suadiye /
Kadıköy
Tel: 0 533 695 92 12
E-mail:
info@edagokduman.com
www.edagokduman.com |