|
Tüm insanlar hayatları
boyunca çok çeşitli sınavlardan geçerler. Sınav
zamanlarını genellikle insanlar 16 ile 30 yaşları
arasında; özellikle okul, ehliyet, üniversite ve iş
sınavlarıyla yaşarlar. Ancak çok daha önceleri de küçük
sınav ve denemeler; misafirlerin ilk kelimeleri duymak
istemeleri, ilk adımları görmek istemeleri ile
başlamaktadır. Daha sonra ise, şiir okumaları, haftalarca
yapılan eğitim ve hazırlık sonrasındaki tiyatro oyunları
yada spor müsabakaları ortaya çıkmaktadır. Bu arada
sınıflardaki sözlü ve yazılı sınavlar ile, sınıf önündeki
takdimleri de unutmamak gerekir.
Almanya’da Münster üniversitesi’nde yapılan bir çalışmaya
göre, üniversite öğrencilerinin %20’sinin, üniversite
yıllarında psikolojik problemlerinin olduğunu ve sınav
korkusu yaşadıkları bulunmuştur. Üniversiteye yeni
başlayan öğrencilerin yaklaşık %25’i, üniversiteyi
sınavlar başlamadan terk etmektedir. Sıklıkla da
öğrenciler sınav korkusu nedeniyle yada sınavlara en iyi
nasıl hazırlanmaları gerektiğini bilmediklerinden,
sınavlara katılmayı ertelemektedirler.
Ancak orta yaşlara gelindiğinde de sınavlar bitmiş
değildir. Bir firmada terfi ederken, başarıya ulaşmaya
çalışırken, topluluk önünde konuşurken yada toplantılara
katılırken de benzer sınav kaygı ve korkularını yaşarız.
Sayılan bütün bu durumlarda, bir değerlendirme söz
konusudur. Aslında insanın yalnız başına iken yapabildiği
işleri, bir rekabet ve yarışma koşulu içinde önemli
kişiler karşısında da göstermesi ve performansının
değerlendirilmesi gerekmektedir. Aşağıda bilgi ve
becerinin sorgulandığı sınav koşullarında ortaya çıkan
sınav korkusu yada kaygısı ele alınacaktır. Burada
tartışılan sorun ve korkular, tabii ki, diğer koşullara da
aktarılabilir.
Problem
Sınav korkusu oldukça yaygın bir sorundur. Korkunun
yoğunluğu, bir çok faktöre bağlı olarak değişir. Bu
faktörler; sonuçların kişi için önemi, sınavda bulunan
diğer kişiler, bireyin genel durumu, sınav tarzı ve
yöntemi, soruların cevaplanma şekli, zaman kısıtlaması,
telafi edilebilme imkanı, beklentiler, zorunluluk hali,
vb. olarak sıralanabilir. Ancak burada; normal korku
(güvensizlik), nedenli korku (eğer öğrenme tam
gerçekleşmemişse) ve fobik yada nedensiz korku ayırt
edilmelidir. Fobik yada nedensiz korku durumlarında,
sınavlar sadece yoğun baskı ve kaygı ile aşılabilmektedir.
Sınav Korkusu Kendini Nasıl Gösterir?
Sınav korkusu genelde sınavın hemen öncesinde veya sınav
sırasında direk ortaya çıkmaz. Sıklıkla adayları çok daha
önceden etkilemeye ve engellemeye başlar. Sınav korkusunun
belirtileri çok farklı şekillerde ortya çıkabilir:
Sıklıkla sınava başvuru sonrası ortaya genel bir gerginlik
tablosu çıkar. Adaylar daha kötü uyumaya, korkulu rüyalar
görmeye ve korkutucu düşüncelere sahip olmaya başlarlar.
Duygusal açıdan; korku ve çaresizlik, teslimiyet,
ümitsizlik ve depresif bir tablo ortaya çıkar. Sınavı
bilinçsizce engellemeye yönelik davranışların ortaya
çıkması, hazırlık çalışmasının sınavdan kaçınmanın mümkün
olamayacağı son noktaya kadar ertelenmesi genellikle sınav
korkusunun ortaya çıkardığı ve sınav başarısını olumsuz
etkileyen faktörlerdir. Yaklaşmakta olan sınav ile ilgili
olan olumsuz ve negatif düşünceler aynı zamanda kişilerde
bir takım bedensel istenmeyen belirtilerin de oluşmasına
yol açmaktadır. Bunlar; kalp çarpıntısı, baş dönmesi,
terleme, karın ağrısı, mide bulantısı, ishal veya
kabızlık, ellerde ve ayaklarda titreme, ellerde ve
ayaklarda karıncalanma ve uyuşma, nefes alış verişindeki
artış, vb. örnek olarak verilebilir.
Araştırmalar göstermiştir ki; bir dereceye kadar stres ve
gerginlik, bizim performansımızı arttırmaktadır. Ancak bu
gerilim ve stres düzeyi kaldırabileceğimiz düzeyden daha
yüksek olmamalıdır, aksi taktirde ters bir etki
oluşturarak, konsantrasyonumuzu azaltmakta ve
performansımızı düşürmektedir. Burada hedef, gerginliğin
belirli bir seviyede sabit tutulmaya çalışılmasıdır.
Sınav Korkusunun Nedenleri
Çocukluk çağı ve ergenlik dönemi eğitim ve yetiştirme
tarzı elbette ki insanların sahip olacağı özgüvenin
oluşmasında belirleyici bir etkinliğe sahiptir. Kendine
güveni az ve başarıya ulaşma hissini kendinde bulamayan
bireyler, elbette sınavlar karşısında korkuya kapılacak,
kendilerini güvende hissedemeyecektir. Sınav korkusunu
arttıran diğer nedenler; kötü öğrenme ve sınav hazırlığı
stratejileri, stres ve problemlerle baş edebilme
becerisindeki eksiklik, sınavlarla ilgili daha önceki
negatif deneyimler, sınav sonucuna ilişkin çok yüksek
beklentiler, genel korku hali ve korku eğiliminin olması,
kötü bir sınav hazırlığı, eksik bilgi ve deneyim ile
sonucunda ulaşılan kötü performans olarak sıralanabilir.
Eğer sınava hazırlık sürecinde veya sınav zamanında kötü
yaşam koşulları oluşmuşsa (hastalık, mesleki veya günlük
stres, vb.) gerginlik ve buna bağlı sınav korkusunu da
arttıracaktır.
Korku ve başarısız olma endişesi yanında, başarıdan
duyulan korku veya başarının devamına ilişkin endişeler de
sınav korkusunun oluşması ve yükselmesinde rol oynar.
Genellikle büyük sınavlardan sonra (ÖSS sınavı, okul veya
tez bitirme, yükselme sınavları, iş görüşmeleri veya
sınavları) özel, mesleki veya akademik hayatımıza ilişkin
değişiklikler meydana çıkar. Bu durumda yaşadığımız hayat
biçimi kesintiye uğrar ve geleceğe ilişkin bir belirsizlik
ve bilinmezlik ortaya çıkar. Belki sınav başarısı taşınma,
aileden uzaklaşma, yalnız yaşama, zor koşullar altına
girme gibi, bireyleri yaşadıkları alışılmış sosyal çevre,
arkadaşlar ve aileden uzaklaştıracak sonuçlara yol
açabilecektir. Bu koşullarda sınav korkusu arka plandaki
gerçekten farklı korkular için bir maske oluşturacaktır.
Çözüm Yolları
Sınav korkusu ile baş etmek için, nedenler ve
ortaya çıkaran faktörlerin hepsinin göz önünde tutulması
gerekir. Bunlar;
-
Yüksek gerilim ve stres
düzeyinin azaltılması
-
İstek ve performans
düşüncelerinin değiştirilmesi
-
Sınav ve tedbirlerin
ayrıştırılması,
-
Uygun olmayan çevre
koşullarının iyileştirilmesi
-
Felaket fantazilerinin
cesaret verici ve korkuyu azaltıcı düşüncelerle
değiştirilmesi
-
Daha önceki üzücü sınav
deneyimlerinin oluşturduğu korku ile baş etme
-
Mümkün olabilecek sınav
sonucunun mantıklı ve gerçekçi analizi
-
Çalışma ve hazırlanma
tekniklerinin iyileştirilmesi
-
Yeni öğrenme stratejileri
-
Sınav sonuçları ile, sınav
sonraki zamanın birbirinden ayrıştırılması
Sınav korkusunu her
ne olursa olsun yenmek isteyen bireylerin, öncelikle sınav
korkularını onu içselleştirmeden kabul etmeleri çok
önemlidir. Belirli bir süre için, önemli
nedenleri olan bu korkular kabul edilmeli ve kendimize ait
bir obje olarak görülmelidir. Böylece hem bir sorunun
olduğu kabul edilerek çözüm arayışlarına girmek için
motivasyon sağlayacak, hem de soruna daha yakın ve yoğun
olarak odaklanmamıza yardımcı olacaktır. Sınav korkusu
bizim için her zaman bir kayıp ve sorun oluşturmaz, bazen
de şimdiye kadar bilinçli olarak farkına varamadığımız
kişisel ihtiyaçlarımıza (örneğin; kabul edilme, taktir
görme, vb.) ilişkin çok değerli bilgilere ulaşmamıza
yardımcı olur. Böylece kazanabileceğimiz önemli bilgi ve
farkındalıklar, sınav korkusunun yenilmesinde ve
değiştirilmesinde bize önemli dayanak noktaları
sağlayabilecektir.
Sınav korkusu tek başına önemli miktarda enerji desteği
gerektirir, korku güç harcar. Sınav korkusu içinde
yatan bu enerjiyi yönlendirmeyi ve etkin bir sınav
hazırlığı için kullanabilmeyi denemeliyiz. Burada
önemli olan; gerçekçi hedefler koymak ve sınava
hazırlanmaya başladığımız anda daha neleri başarmamız
gerektiğini hesaplamamız gerektiğidir. Özellikle sınav
hazırlığının başında bütün sınav hazırlığında neleri
yapmamız gerektiği, başarmamız gereken konular,
zorlandığımız alanlar ve sonuçta ulaşmamız gereken noktayı
düşünmemiz, kesinlikle bizi ketleyebilecek bir
yaklaşımdır. Böyle bir düşünce bütün çalışılacak malzeme
ve konuları içermektedir. Bunun yerine zaman olarak
planlanmış ve alt hedeflere ayrılarak bütünleştirilmiş bir
metot sizin çalışma motivasyonunuzu arttıracaktır. Bu
çalışma süreci içinde sadece belirli süredeki belirli
konulara yönelmemiz ve onları düşünmemiz gerekmektedir.
Eğer mümkünse, sınav için yeterli bir hazırlık
süresi planlamamız gerekmektedir. Sınav zamanı
yaklaştıkça, kendimizi daha huzursuz ve hissedip, daha
fazla gerilecek olduğumuzdan etkin bir çalışma temposu ve
performansına ulaşabilmemiz daha da zor olacaktır.
Sınav ile ilgili düşünmemek yerine, sınava ilişkin
tüm ayrıntıları bilmeye ve açıklanmasına çalışın.
Mümkünse diğer insanların da yardımıyla daha önce
başardığınız veya gireceğiniz sınavlarla ilgili olarak
mümkün olan tüm soruları sormak ve cevabını vermek
durumundayız. Bu konuda olabilecek önemli sorular
şunlardır:
-
Sınavda beklenen veya
istenen nedir?
-
Nasıl bir sınav türü ile
karşı karşıyayım (sözlü, yazılı, sunum, iş görüşmesi,
vb.)?
-
Sınavda ne kadar sürem var?
-
Resmi prosedürü nasıldır
(Sınav yeri ve zamanı, sınav salonu, oturum veya yerleşim
durumu, sınavda kimlerin bulunacağı, soruların veriliş ve
cevaplanış şekli, cevaplama sırası, vb.)
-
Sınavı yapan, sınavla
ilgili daha önce yaşananlar, sınav gözetmenleri ve diğer
katılımcıların genel durumu, yaşanmış deneyimler, vb.)
-
Sınavda önem verilecek
konular ve cevaplama şekli nasıl olmalıdır?
-
Nasıl bir giyim tarzı en
rahat ve uygun olanıdır?
-
En kötü şartlarda neler
olabilir?
Bilgi alabileceğimiz
kaynaklar olarak; sınav gözetmenleri ve başkanları, sınava
girecek diğer adaylar, arkadaşlarımız, daha önce benzer
deneyimleri yaşayanlar, kitaplar, sınav kural
kitapçıkları, internet, broşürler, vb. sıralanabilir.
Sınav korkularını azaltmanın bir diğer yolu da;
sınav ile ilgili alanlardaki eksikliklerimizin
kapatılmasıdır. Bu ise ancak, farkına
varabildiğimiz eksiklikleri daha önceden gerekli
tedbirleri almak suretiyle kapatabilmemizi gerektirir.
Bilgi eksikliklerinin giderilmesi, çalışma metodunun
iyileştirilmesi ve alıştırmaların tamamlanması bu alana
verilebilecek örneklerdir. Bu alanda, yakınlarımız ve
arkadaşlarımızın bize çok büyük faydaları dokunabilir.
Genel bir zaman yönetimi çerçevesinde,
büyük bir takvim üzerinde, sınava kadar olan süre haftalık
planlar halinde, haftanın tüm randevu ve işleri yazılarak
yapılmalıdır. Günlük olarak hazırlık süresi ve çalışma
konuları belirlenmelidir. Tabii ki aynı zamanda diğer iş
ve uğraşılar (özel ve mesleki) göz önünde tutularak
gerçekçi davranılmalıdır. Gerçekçi olmayan hazırlık süresi
ve planları sizi baskı altına alarak, var olan
korkularınızı arttıracaktır. Planlarınızı hazırlarken;
dinlenme aralarını, boş zamanları ve size ait rahatlama
zamanlarını da (ödül olarak da düşünülebilir) göz önüne
almayı unutmayın.
Sınav korkusunu azaltmanın diğer bir ön şartı da;
uygun çalışma koşullarının oluşturulmasıdır.
Düzenli bir masa, iyi bir ışıklandırma, kendinizi rahat
hissedebileceğiniz çalışma ortamı, zorunlu ihtiyaçlarınıza
ve malzemelere kolaylıkla ulaşabileceğiniz bir düzen
oluşturmalısınız. Çalışma süresi sırasında; arkadaşlar,
aile, vb. kişiler bilgilendirilerek, çalışma düzeni ve
zamanınızın bozulması ve rahatsız edilmesine fırsat
verilmemelidir.
Çevresel koşullar ve planlamanın yanında, etkin
öğrenme metotları da sınav başarısını yakalamak
için gerekli şartlardandır. Öğrenilmiş materyalin ve
bilgilerin korunması ve problemlere uygulanması öncelikle
öğrenme materyaline, daha sonra da öğrenme metoduna
bağlıdır. Dolayısıyla sınavın ve sizin kişisel
özelliklerinize uygun, daha önceki deneyimlerinizi
destekleyen bir öğrenme sistemi ve metodu uygulamalısınız.
Bu metotlar temelde benzer olmasına rağmen, kişilere göre
de oldukça büyük farklılıklar gösterebilirler. Kimileri
sık dinlenme aralarına, kimileri de yoğun çalışma
saatlerine ihtiyaç duyar. Kimileri problem çözümlerinden
konulara, kimileri de konulardan çözümlere geçişi uygun
görürüler. Dolayısıyla öğrenme deneyimlerinizi ve
metotlarınızı tekrara gözden geçirerek, en etkin tekniği
bulmaya çalışın.
Sınav korkusu genelde huzursuzluk, sinirlilik hali, mide
ağrısı ve gerginlik oluşturur. Bu belirtiler yüksek ve
ağır olduğunda, etkin bir hazırlık dönemi geçirmenizi ve
sınav sırasında yeterli dikkati vermenizi engelleyecektir.
Bu durumlarda; Autogenes eğitimi, kas gevşetme, yoga,
nefes alma egzersizleri gibi çeşitli gevşeme
teknikleri sizin rahatlamanıza yardımcı
olacaktır. Bu gevşeme tekniklerini kendi kendinize de
öğrenerek uygulayabilirsiniz.
Genellikle negatif ve korku senaryoları içeren
düşüncelere sahip olunması, dikkat ve
konsantrasyon bozukluklarına sebep olarak sınav korkusunun
artışına sebep olurlar. Düşünceler ve duygular
birbirleriyle çok sıkı bağlantı içindedirler. Bu nedenle
korku ve felaket düşüncelerine sahip olan kişiler, her
şeyden önce bunların gerçeklik düzeyini ve olabilirlilik
ihtimalini analiz etmelidir. Böylece zihinsel anlamda bir
değişimin yakalanması ve olumsuz düşünceleri ayıklama söz
konusu olabilir.
Sınav korkusu yaşayanlar genelde; “ben yapamam”, “bunu
hiçbir zaman başaramayacağım”, “kazanamam mümkün değil”
gibi düşüncelere sahiptir. Aslında genelleştirilmiş ilk
baştaki bu tür düşünce ve felaket senaryoları, daha sonra
daha realist ve korkuyu düşürücü düşüncelerle
değiştirilmek zorundadır. Örneğin; “daha çalışacağım bir
çok konu var, ama şu ana kadar da bir çok konuyu çalıştım
ve x – y – z konularını şimdiden öğrendim. İnsanlar bana
gülmeyecek, benimle alay etmeyecek. Eğer ben gerekli ve
yeterli şekilde çalışırsam, hata yapabilirim ama muhakkak
başaracağım” şeklinde bir yol izlenebilir.
Bütün bu gayret ve çabamıza rağmen, eğer zaman zaman sınav
korkusunun ortaya çıktığını görürsek, içimizden
bize yardımcı olacak sözcükler ve cümleler oluşturarak,
kendimize söyleyebiliriz. Örneğin; Şu ana kadar
zaten iyi bir hazırlık yaptın, diğerleri de insan ve aynı
koşullardalar. Herkes gibi sen de bu koşullarda
yarışıyorsun. Eğer sınavda başarılı olamasam da, dünyanın
sonu değil. Şimdi derin nefes alarak, rahat olmaya
çalışmalıyım. Biraz gergin olmak da, zaten sınavda
başarılı olmam için gerekli, bu gerginlik benim
performansımı arttıracaktır.
-
Sınav korkusunu yenebilmek
için; aşağıdaki yolları önermek mümkündür:
-
Optimal düzeyde gerginliğe
sahip olun: Çok fazla gerginlik performansı düşürürken,
yeterli düzeydeki gerginlik en mükemmel performans için
gerekli bir ön şarttır.
-
Kendine güveninizi
güçlendirin
-
Sınav sonucunun
sorumluluğunu makul bir şekilde dağıtın: Sınav sonuçları
bir çok faktörün etkisine bağlıdır. Kişi sınav
sonuçlarından sadece kendisi sorumlu değildir, sınav
sorularının durumu, çevre şartları, alt yapısı,
psikososyal faktörler, vb. etkenler de vardır.
-
Felaket senaryolarına son
verin: Sınavı kazanamamak dünyanın sonu demek değildir.
-
Kendinizi pozitif olarak
programlayın ve enerjinizi mantıklı kullanın: Kendi
kendinize kehanetler yükleyin ve iyi bir başarı tahmini
yürütün. Korkular çok fazla enerji kaybına yol açmaktadır.
-
Perspektifinizi değiştirin:
Sınavlar normaldir ve yaşadığımız müddetçe de olacaktır.
Esas korkuyu oluşturan sınava yüklediğimiz anlamdır.
Sınavlar bir tehdit olmaktan çok, bir şans olarak
görülmelidir.
-
Çalışma tekniklerini
optimum hale getirin ve gerçekçi hedefler oluşturun: İyi
bir ön hazırlık ve uygun öğrenme teknikleriyle başarmanız
çok daha kolay olacaktır.
Son olarak, sınav korkusunu
yenmek veya üstesinden gelmek için; birkaç iyi teknik daha
sıralayabiliriz: Sınav öncesinde mümkün olduğu kadar çok
yapmanız önerilir. Eğer sınav korkusu taşınamayacak kadar
büyük ve ağır ise; küçük adımlar atarak ilerlemelisiniz:
-
Sınav sürecini defalarca
zihinsel imaj ile canlandırmak
-
Sınavın yapılacağı sınav
salonunun kapısında beklemek
-
Sınavın yapılacağı yere
defalarca gidip gelmek
-
Sınav salonunu mümkünse
görmek
-
Arkadaşlarla sınav anının
simülasyonunu gerçekleştirmek
-
Sınav korkusunu azaltmaya
yönelik rahatlatıcı resim ve hayallerin gözünüzde
canlanmasını sağlayarak, cesaretlendirici düşünce ve
ifadelerle güçlendirmek
Sınav öncesinde oluşan bu
korkuların giderilmesi veya azaltılarak makul düzeye
indirilmesi için, kişiler yukarıda anlatıldığı gibi kendi
kendilerine bir şeyler yapabilirler. Eğer kendi başına
veya yakınlarının yardımıyla bu korku ile baş
edemeyeceğine karar verilirse, profesyonel yardım almak
sınav korkusunun azaltılması için gerekli en uygun yoldur.
Kaçma veya reddetme yerine yüzleşme
Liselerdeki, özel dershanelerdeki veya devletin sağlık
kurumlarındaki psikolojik danışmanlık servisleri ile, bu
alanda sıklıkla başvurulan özel danışmanlık hizmetlerinden
yararlanılabilir. Özellikle bireysel görüşmelerin dışında,
grup terapileri de sınav korkusunun azaltılmasında etkin
olarak kullanılan tekniklerden biridir. Özellikle korkunun
çok yüksek olduğu ve bu korkuya bedensel şikayetlerin çok
sık eşlik ettiği durumlarda bireysel ve grup
psikoterapilerinden yararlanmak çok önemlidir.
Sınav Korkusuna Karşı Stratejiler
Sınav korkusu yaşayan kişiler sıklıkla bu problemlerini az
gösterme eğilimindedir. Korku aslında, bulunulan koşulu
sonlandırmak ve gerekli zihinsel ve bedensel hazırlığı
yapmak üzere geliştirilmiş organizmanın aktif bir
performansıdır. Ancak sınav koşullarında hem abartılmış,
hem de yanlış verilmiş bir alarm olarak düşünülmelidir.
Sınav korkusu olanlar içsel ve çoğu zaman da bilinçsizce
stratejilere (düşünce kalıpları) sahiptirler ve bunlar
korkuyu ortaya çıkararak, süreklilik kazanmasını
sağlarlar. Şu ana kadarki sınav korkusuna yönelik çözüm
denemeleri sorgulandığında, genellikle çok az etkinlik
sağlayan denemelerle karşılaşılmaktadır. Bu nedenle burada
sizlere yardımcı olması amacıyla, kendinize sormanız ve
gerçekçi cevaplamanız gereken sorular yer alacaktır:
-
Sınav korkusunu oluşturacak
neler yapıyorum?
-
Bedenim, sınav korkusuna
yönelik bedensel tepkileri ne zaman ortaya çıkaracağını
nasıl biliyor?
Aşağıdaki sınav korkusuna
yönelik stratejiler kendiliğinden ortaya çıkmamıştır.
Bilakis sınav korkusu yaşayan öğrencilerle yapılan
çalışmalar sonrasında elde edilmiş, denenmiş ve oldukça
etkin bulunmuş bulgulardır.
-
Sınav korkusu bireyleri
sardığında, buna karşılık kişi hiç bir şey yapamaz.
-
Sinirlilik ve
gerginliğinizi (kalp çarpıntısı, terli eller, yüz
kızarması, vb.) muhakkak kontrol altına almak zorunda
olduğunuzu bilmelisiniz. Bu şekilde gergin ve heyecanlı
iken başarılı olamayacağınızı açık bir şekilde kabul
etmelisiniz.
-
Sınav esnasında sınav
korkusunu ve gerginliğinizi gerçek olarak ele alın, onunla
savaşın, çünkü sınav başarısını ancak sakin bir şekilde
(olması gereken gerginlik dışında) elde edebilirsiniz.
-
Kendinize iyice anlatın ki,
siz ancak belirli bir gerginlik ve stres altında yüksek
performansa erişebilirsiniz. Bu nedenle uygun düzeyde bir
gerginliğe başarı için ihtiyacınız vardır.
-
Kendinize; “muhakkak
başarmak zorunda olduğunuzu” söyleyin; ama aynı zamanda
“olmayabileceğini de” düşünün.
-
Yapamadığınız veya
başarısız olduğunuz tüm öğrenme materyallerini düşünün.
-
Çok iyi çalışmış ve
öğrenmiş olsanız bile, her şeyi bilemeyeceğinizi bilin.
Bilmediğiniz konulardan da muhakkak sınav esnasında soru
gelecektir.
-
Bir hatayı fark
ettiğinizde, düzeltme için iki kat hızla çalışmanız
gerekecektir. Aksi taktirde geri kalacaksınız.
-
Şunu aklınızdan çıkarmayın;
zaman kaybetmemelisiniz. Bir soruyu çözerken detayları
bilmediğinizde veya bir kısmını hatırlayamadığınızda,
kanın beyninize nasıl çıktığını hatırlayın. Bu durumda
kendinizi idare ve yönlendirme özelliğinizi nasıl
kaybediyorsunuz.
-
Öğretmenlerinizin nasıl
bilmediğiniz konularda sorular sorduğunu hatırlayın.
Öğretmenlerinizin sınıfta sorulara karşı “yetersiz bu
cevap” deyişini hatırlamaya çalışın. Sınavların hepsinde,
muhakkak kalanlar veya başarısız olanlar olacaktır. Tüm
katılanların geçtiği bir sınav herhalde yok gibidir.
Sınıfındaki diğer öğrencilerin, bilemediğin konularda veya
sorulara cevap veremediğinde sana nasıl dikkatlice
baktıklarını hatırlamalısınız. Yine sınıfındaki diğer
öğrencilerin, senin verdiğin yanlış veya yetersiz
cevaplara nasıl güldüklerini ve güleceklerini aklınıza
getiriniz.
-
Anne babanıza bir hatanızı
veya başarısızlığınızı söyleyecek olduğunuzda, onların
nasıl üzülüp, hayal kırıklığına uğrayacağını (renkli
resimlerle ve gürültülü konuşmalarla süsleyin) gözünüzün
önüne getirin.
-
Diğerlerinin sizin
başarısızlığınızı nasıl değerlendireceğini düşünün.
-
Bu sınavın bütün
geleceğinizi etkileyeceğini aklınızda tutunuz.
-
Sizin gerçekte, sınavdaki
hedefinize ulaşabileceğinize inanmadığınızı düşünün.
Bu tür bir düşünce şeklini
deneyerek, bizi farklı yaşantı ve deneyimlere
sürükleyebilecek farklı düşünce kalıplarının öneminin
farkına varmaktayız. Böylece farklı kutuplar ve yaşantılar
arasındaki farklılıkları anlayarak, farklı tepkiler
geliştirebilmeyi öğrenmek amaçlanmaktadır.
Sınav Korkusunun Analitik Açıklaması
Sınav korkuları genellikle bireysel yaşantı ve öğrenme
deneyimlerinden ortaya çıkarak geliştirilmektedir. Çünkü
katı ve kuralcı sert anne-babalar çocuklarda genelde
yetersizlik ve düşük özgüven duygularının gelişmesine
neden olurlar. “Başaramazsın sen bu işi”, “Bunu
yapamazsın”, “Yeterli hızda ve düzeyde yapamazsın”, “Sen
nasıl olsa aptalsın, safsın”, “Sana her zaman söylediğim
gibi, bu işi başaramayacaksın”, “Aptallığın sınırı yok ki,
bırak, kendim yaparım ben”, “Senden zaten böyle bir şey
beklemem anlamsızdı”, “Neden benim böyle beceriksiz bir
çocuğum var ki”, “Başkalarının çocuklarına baktıkça, kendi
çocuğumdan utanıyorum” gibi ifadeler ve değerlendirmeler
ile, bunlara uygun tutum ve davranışlarımız yetersizlik ve
güvensizliğin oluşmasında etkin bir rol oynamaktadır.
Bunun dışında; “Eh”, “yeteriz ama ne yaparsın”, Olmuş mu
sence” şeklindeki orta, iyi yada hemen hemen çok iyi
eleştirel açıklama ve değerlendirmeler de büyük ihtimalle
çocukların kendilerine olan güveni rahatsız eden ifadeler
olarak değerlendirilebilir. Kişinin kendisi ile ilgili
ikilem ve kararsızlıkları da daha sonraları bazen
anne-babalık, rahatsız edecek düzeydeki zorlamaya dayalı
ilişkiler nedeniyle kendine olan güven duygusunu azaltıcı
bir sonuca yol açabilir. Anne-babalar dışında öğretmenler
de; çocukların gelişimini durdurucu, engelleyici yada öz
güvenlerini azaltıcı değerlendirmeler, tutum ve
davranışlar sergileyebilirler. “Kör bir köpek bile
kemiğini bulabilir”, “Bak etrafına, senden daha
beceriksizi var mı?”, “Ben seninle uğraşmaktan bıktım,
sana değmez” gibi ifadeler ve bunlara eşlik eden ayırım,
kategorizasyon, sert ve yaralayıcı konuşma ve davranışlar
örnek olarak verilebilir.
Sınav korkusu yaşayanlar Sınav yapanlara da,
öğretmenlerinde veya amirlerinde kendi eleştirici
anne-babalarını görürler ve güçsüz olmalarının zorunlu
olduğu, pasif bırakılmış ve dışlanmış çocukluklarına geri
dönmüş gibi hissederler. Öfke, korku ve o dönemlerde
yaşanmış olan güçsüzlük kişinin benliğini kaplayarak, bir
engellemeye ve irade kaybına yol açar.
Ama aynı zamanda anne-baba ile olan sönmemiş ve
çözümlenmemiş ortak yaşam da, sınav korkuları için bir
neden teşkil edebilmektedir. Çünkü ortak yaşam genelde
korku, çökkünlük ve pasiflik ile iç içe yaşamak demektir.
Annelik korumacılığı, kendi hayatı için daha az sorumluluk
taşımak, öğrenilmiş çaresizlik ve ailenin gücüne dayanarak
kendi yaşamına devam etmek; kendine olan inancı sarsarak,
ben duygusunun zayıf olarak gelişmesine neden olur. Burada
tabi ki farklı kültürlerin bireyler üzerindeki etkisi ile,
farklı sosyoekonomik düzeylerdeki değişik yapıların
dikkate alınması gerekir. Burada temelde var olan sorun,
kişinin ailesinden veya aile yerine geçen kişilerden
kendini koparamadan, kendi hayatına ilişkin yetki ve
sorumluluğu taşıyamaması olarak kabul edilebilir. Bu
durumda sıklıkla verilen mesaj; “Henüz yetişkin değilsin,
benimle benim istediğim doğrultuda yaşamaya devam et.
Halen annelik veya babalık yapacağım bir çocuk olarak
kal”. Bu doğrultuda verilen eğitim ve yetişme tarzı tabii
ki, yetersizlik duygularının ortaya çıkmasına, yetişkin
olarak davranabilme iznine sahip olamayacağı hissine yol
açarak, yetki ve sorumlulukları taşıyabilen bir yetişkinin
ortaya çıkışına engel olmaktadır.
Sınav kaygısının bazı şekilleri, hastalık derecesinde
aileleriyle ortak yaşam sürülmesi sonucu ortaya çıkan
otorite çatışmaları veya baskısının terapotik tedavilerle,
kişinin kendine güven duygusunun arttırılması ve
algılamanın yeniden yapılandırılması ile ortadan
kaldırılması sonucu düzeltilebilmektedir. Psikolojik alt
yapısının aydınlatılması ile, bireylerin başarıya
ulaşabilecekleri ve kendilerine güven duygularının
geliştirilmesi mümkün olabilmektedir. Böylece; “Ben
önemli, sakin ve rahat biriyim. Başarabilirim. Ben
başarılı bir insanım.” Şeklinde bir yaklaşımı
kazabilmektedirler. Ancak bu türden yaklaşımlar, uzun
dönemli ve ciddi çabalar gerektiren çalışmalar olduğundan,
sınav kaygısının giderilmesinde sık başvurulan
yöntemlerden biri değildir.
Dr. Ahmet Türker (Klinik Psikolog)
Bilted Psikiyatri & Psikoterapi
Polikliniği
Olgunlar Sokak, No:2/13 Bakanlıklar
Tel: 0 312 417 00 79

|