| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sabah yine zor
uyanarak ve fazlasıyla sıkılarak işe gittiniz. Masanıza
oturmanızla müdürünüzün sizi çağırması ve sizden yüklüce bir
raporu bir saat içinde hazırlamanızı istemesi bir oldu. Oysa
yetiştirmeniz gereken iki rapor ve okumanız gereken yüzlerce
e-posta var. Yavaş yavaş içinizde bir şeylerin sıkışmaya
başladığını, kalp atışlarınızın arttığını hissetmeye
başladınız. Hemen rahatlama amacı ile kendinize bir kahve
yaptınız ve müdürünüzün size verdiği rapor üzerinde
çalışmaya başladınız. Bu arada çalışma arkadaşlarınız
sürekli gelip size bir şeyler sordu. İçinizdeki sıkıntının
daha da arttığını hissetiniz. Zaman zaman siz de çalışma
arkadaşlarınıza patladınız: “Soru sorup durmayın acayip
stresliyim zaten!”. Bütün bir gününüz böyle geçti.
Akşam eve geldiniz
ve eşiniz size oğlunuzun bir sorunu olduğundan ve
ağladığından bahsetti. Bir hışımla önce eşinize çıkıştınız:
“Bütün gün nasıl bir stresle çalıştım haberin var mı? Bari
akşam bir huzur bulayım yahu!” Ardından da bağırarak
oğlunuzun odasına daldınız. Sonuç? Sadece siz değil, eşiniz
ve çocuğunuz da günlük stres dozlarını almış oldu.
Müdürünüzün verdiği raporu bitirdiniz ama diğer tüm işler
yarına kaldı ve oğlunuzun problemi de çözümsüz kaldı.
“Ama iş yerimde çok yoğunum, çok
stresliyim” dediğinizi duyar gibiyim. Mazeretiniz var
streslisiniz! Ancak bu stres mazereti sizi daha da stresli
yapıyor. Hatta bu stresi etrafınıza da bulaştırıyorsunuz ve
sonunda da bulunduğunuz tüm ortamlarda stres ile karşı
karşıya kalmak zorunda oluyorsunuz. Bu bir kısır döngü
aslında: Stres stresi çekiyor! En sonunda da mide ağrısı
için gittiğiniz doktorunuz size stresten uzak durmanız
gerektiğini söylüyor. Günümüzde doktora yaptığınız
ziyaretlerin yaklaşık %40’ının temelinde stres yatıyor. İş
değiştirmek istememizin başlıca sebeplerinden biri de stres.
Stres bizi hasta
ediyor, işimizden ediyor, çevremizdekilerle ilişkilerimizi
bozuyor. Peki ama ne yapmalı? Yukarıda anlattığımız bir günü
farklı yaşamak, buradaki stres ile başa çıkmak mümkün mü?
Elbette mümkün. Ancak bunun için bazı beceriler edinmemiz ve
stresin ne olduğunu anlamamız gerek.
Stres tam olarak nedir? Stres aslında
ilkel bir içgüdü sonucu verilen tepkilerden ortaya çıkar.
Hayati bir tehlike karşısında iki seçeneğimiz vardır. Ya bu
tehlikeden kaçmaya çalışırız ya da eğer buna gücümüz
olduğunu hissediyorsak bu tehlike ile savaşmaya çalışırız.
Her iki durumda da fiziksel güce fazlası ile ihtiyacımız
olur. İşte bu durumda sinir sistemimiz, vücudumuzda çeşitli
değişiklikler yaparak bizi hazırlar. Örneğin, bedenin
gereken bölgelerine kan takviyesi yapma amacı ile kalp
atışlarımız hızlanır. Vücudumuzdaki tüm kan, kaçmamıza veya
savaşmamıza yarayacak organlarda toplanır ve bunun için
sindirim sistemi tamamen durur. Göz bebekleri algıyı
güçlendirme amacı ile büyür. Kaslar hareket için hazırlanır
ve gerginleşir. Bunlar gibi pek çok değişiklik ile vücut
kaçmaya veya savaşmaya hazır hale gelir. Günümüzde “savaş ya
da kaç” tepkisine eskisi kadar ihtiyaç duymadığımız halde bu
tepkiyi göstermeye devam ederiz. Bizim için endişe verici,
rahatsız edici durumları vücudumuz savaşılması ya da
kaçılması gereken durumlar olarak yorumlar ve “stres
tepkisi” de dediğimiz “savaş ya da kaç” tepkilerini verir.
Oysa günümüzde karşılaştığımız durumların çoğu ile savaşmak
ya da kaçmak için fiziksel bir güç gerekmemektedir. Normal
şartlarda “savaş ya da kaç” tepkisinin ardından fiziksel bir
güç harcanır, yani savaşırız veya kaçarız. Bu harcanan gücün
ardından da organizmamız eski “normal” oluş biçimine dönüş
yapar. Ancak günlük olarak karşılaştığımız streste bu güç
harcanmaz ve organizmamız da normal oluş düzeyine geçemez.
“Savaş ya da kaç” tepkisini verdiği zaman, vücudumuz sadece
tepki verdiği duruma karşı hazırlıklı olur, diğer durumlara
karşı ise normalden daha hassas bir hale gelir. Bu da
yukarıdaki örnekte arkadaşlarımızdan gelen sorulara neden
aşırı tepki gös terdiğimiz
açıklıyor.
Strese Mahkum muyuz?
Peki bu durum, yani stres, beraber
yaşamak zorunda olduğumuz, mahkum olduğumuz bir durum mudur?
Aslında evet. Üstelik belli bir miktar stres işlerimizi
düzgün yapmamız ve hatta bazı uç durumlarda hayatta kalmamız
için de gereklidir. Ancak stresin düzeyi önemlidir. Üstelik
bilinçli bir şekilde hareket edersek, stres düzeyimizi
kontrol edebiliriz. Mesela, yukarıdaki örnekten yola
çıkarsak, kahve içmeyerek bile bir miktar kontrol sağlamak
mümkündür. Çünkü kahve, yani kafein, uyarıcı bir maddedir ve
stresten dolayı zaten artmış olan kalp atışınızın daha da
artmasına sebep olur. Stresi yönetmekte en önemli yeti
farkındalıktır. Stresin geldiğini fark ederseniz ve
vücudunuzdaki değişiklikleri tanımlayabilirseniz onu yenme
adına ilk adımı atmış olursunuz. Stres yaşadığınızı fark
ettiğiniz ilk anda vücudunuzda neler hissettiğinizi
algılamaya çalışın. Örneğin, ensenizle omzunuz arasında
bulunan kasa bakın. Elinizle ne kadar sert olduğuna bakın.
Bu kas sabah kalktığınızda, deyim yerindeyse pamuk gibi
yumuşacık olur, gün içinde ise normal olarak sertleşir. Yani
bu kasın sert olması stresli olduğunu göstermez ancak, stres
durumunda aşırı sert olacaktır. Bu nedenle bu kasınızın
sabah kalkınca, normal zamanlarda ne durumda olduğunu
gözlemlerseniz stres durumunda kastaki farklılığı anlamanız
daha kolay olacaktır. Benzer şekilde stres durumunda,
elleriniz ve ayaklarınız normalden daha soğuk olacaktır. Çok
stresli durumlarda ellerinizin buz kestiğini
hissedebilirsiniz. Vücudunuzdaki tüm bu değişiklere dikkat
edin. Sizi rutin olarak strese sokan durumları belirleyin.
Örneğin, her sabah trafik sizi aşırı strese sokuyorsa daha
erken işe gitmeyi tercih edebilirsiniz. Aslında trafiğe
girmeden trafiğin sizi strese sokacağını bilmek dahi ilginç
bir biçimde sizin daha az stres olmanızı sağlayacaktır.
Doğru Nefes Almak
Gevşeme egzersizleri stres yönetiminde
sıklıkla kullanılır. Bu teknik, temelde doğru nefes alma
üzerine kuruludur. Basitçe anlatmak gerekirse doğru nefes
diyafram nefesidir. Kendinizi gergin hissettiğiniz anlarda,
sadece diyafram nefesiyle bile, bu gerginliğinizi bir nebze
hafifletmeniz mümkündür. Halk
arasında sinirli olan kişilere “Dur bir dakika derin bir
nefes al” denildiğinde bahsedilen o derin nefes işte tam da
budur. Yoga ve meditasyonda da bu nefes tekniği kullanılır.
Diyafram nefesi burundan alınır ve ağızdan verilir.
Burnunuzdan derin nefes alırken, göğsünüzün değil karnınız
şişiyor olması önemlidir. Burnunuzdan mümkün olduğunca derin
nefes alırken, elinizi midenizle göğsünüzün arasına
koyarsanız doğru nefes alıp alamadığınızı kontrol
edebilirsiniz. Karnınızı -daha doğrusu diyaframınızı-
doldurabildiğiniz kadar doldurup, birkaç saniye bekledikten
sonra ağzınızdan nefesinizi vermeniz gerekmektedir. Tüm bu
nefes alışverişi ne çok hızlı ne de çok yavaş olmalıdır.
Genellikle stresli durumlarda karnınızın tam üstüne saplanan
o kaygı duygusu ve düğümlenme hissi, her nefes verişinizde
yavaşça gidecektir. Farkındalık işte bu yüzden önemlidir.
Stres geldiğinde daha ilk safhalarda fark eder, doğru nefes
almaya başlarsanız, bazı durumlarda başka müdahaleye gerek
kalmadan stresi kendinizden uzaklaştırmış olursunuz.
Yukarıda da bahsettiğim gibi tüm gevşeme teknikleri doğru
nefes alma üzerine kuruludur. Bunun yanında bazı gevşeme
teknikleri, kaslarınızın gerginlik ve gevşeme halleri
arasındaki farkı anlamanızı ve kaslarınızı gevşetmenize
yardımcı olmayı hedefler.
Gevşeme
egzersizleri dışında yaşam tarzınız, olayları ele alış
biçiminiz de stresten nasıl etkileneceğiniz ile ilgili
doğrudan ilgilidir. Bu olguları detaylıca anlatmak ve
irdelemek bir makalenin değil, bir kitabın konusu
olacağından fazlaca detaya giremeyeceğim. Ama genel bir
bilgi vermek gerekirse beslenme tarzınızın dahi stres
düzeyiniz ile doğrudan alakalı olduğunu söylemek mümkün.
Örneğin, “fast food” tarzı beslenmenin stres düzeyini
olumsuz etkilediği pek çok bilimsel araştırmada
saptanmıştır. Sporun ve egzersizin ise olumlu bir etkisi
var. İş yaşamında stres ile başa çıkma için ise zaman
yönetiminin olumlu bir etkisi olacaktır. Örneğin, günlük iş
akışınızı planlamanız ve hangi işe ne kadar zaman ayırmanız
gerektiğini önceden tayin etmeniz oldukça yararlı olacaktır.
Dünyada bu tarz planlamaları yapmak için çeşitli sistemler
ve zaman yönetimi tarzları geliştirilmiştir. Ben, kendi iş
akışı yönetimimde yoğun olarak kullandığım bu tarz
metotların iş stresini azaltmada olumlu etkisi olduğuna
inandığımdan, stres ile başa çıkma programlarında mutlaka bu
metotlardan bahsediyorum.
Eve gittiğinizde eşinize sinirle değil
de, özlemle sarılıp tüm yorgunluğunuzu ailenizin sevgisi
sayesinde atmanın paha biçilmez bir duygu olduğunu
unutmayın. Bu duyguya ulaşmak için stres ile mücadeleyi
öğrenmeye ve buna biraz vakit ayırmaya değmez mi sizce de?

|
|
|
|
|
|
|
|
Bu sitede verilen bilgiler
tedavi niteliği taşımaz.
Bilgilerin tedavi amaçlı
kullanılması nedeniyle ortaya çıkan aksaklıklardan www.psikoloji-psikiyatri.com
sorumlu tutulamaz.
Bu sitede yazılanlar yalnız
bilgilendirme ve aydınlatma amacı taşımaktadır.
Bu sayfada yayınlanan yazının
her türlü sorumluluğu yazara aittir.
© 2010 Psikoloji & Psikiyatri, Tüm hakları saklıdır.
|
|
|